internetten kazanç elde etmenin en kolay yolu

16/5/2008

  KENDİ BLOĞUNUZUN REKLAMINIMI YAPMAK İSTİYORSUNUZ YA DA İNTERNETTE GEÇİRDİĞİNİZ VAKTİ NAKTEMİ DÖNÜŞTÜRMEK İSTİYORSUNUZ...İNTERNETTEN YAPTIĞINIZ ARAMALARINIZIN GELİRE ÇEVRİLDİĞİ GÜZEL VE KOLAY BİR SİSTEMİN PARÇASI OLMAK İSTERMİSİNİZ...O ZAMAN YANDAKİ ADRESE BİR GÖZ ATIN..http://www.search-earn.com/hayat54

TİENS DEMEK SAĞLIK DEMEK

3/7/2007

    
  .
  tıens demek sağlık demek

  SİZLERE DÜNYANIN EN İYİ DOĞAL ÜRÜNLERİNİ TANITMAK İSTİYORUM ..

TİENS ÜRÜNLERİNİ KULLANIYORUM VE SATIŞINI YAPIYORUM..BU ÜRÜNLERİN SAĞLIKLI YAŞAMAM KONUSUNDA FAYDALARI OLDUĞUNU BİLİYORUM..VE GÜVENİYORUM..ÜRÜNLER BİO AKTİF ,KİMYASALLAR İÇERMEYEN ÜRÜNLER..FİRMA 190 DAN FAZLA ÜLKEDE SATIŞ YAPAN..AYNI ZAMANDA MÜŞTERİLERİNE KENDİ İŞLERİNİ KURMAYA YARDIMCI OLAN BİR FİRMA..BÜTCENİZİ ZORLAMADAN UFAK YATIRIMLARLA KENDİ İŞİNİZİN PATRONU OLABİLİR KAZANÇ ELDE EDEBİLİRSİNİZ..ŞİRKET ALDIĞI SERTİFİKALARLA GÜVENİRLİLİĞİNİ İSPAT ETMİŞ BAŞARILI BİR FİRMADIR...ARAŞATIRMALARINI YAPABİLİRSİNİZ..NETWORK SİSTEMİYLE ÇALIŞAN SİSTEMİ OTURMUŞ, ELEMANLARINA BÜYÜK KAZANÇLAR FIRSATI VEREN BİR FİMADIR..BİZİMLE ÇALIŞMAK İSTERSENİZ..AYRINTILARINI ÖĞRENMEK İSTERSENİZ.....hayat_yeni@msn.com  ADRESİNE YAZMANIZ YETERLİDİR..FIRSATLAR İNSANLARIN KARŞISINA HER ZAMAN ÇIKMAZ..BU FIRSATI DEĞERLENDİRMENİZ BELKİDE HAYATINIZIN DÖNÜM NOKTASI OLABİLİR..TİENS İN DÜSTURU: SAĞLIKLI  VE PARALI HAYAT..SAĞLIK OLMAYINCA PARADA BİR İŞE YARAMAZ..ÖNCE ÜRÜNLERİ KULLANIP SAĞLIĞIMIZI KORUYACAĞIZ  SONRADA PARA KAZANACAĞIZ DİYORSANIZ MAİLLERİNİZİ BEKLİYORUM.....

           

Doğa hala en iyi şifa kaynağı. Günümüzde de pek çok doktor gereksiz ilaç kullanımına karşı doğal yöntemleri tercih ediyor.

İlaçların hastalıkların tedavisinde ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu yadsımak mümkün değil. Vitamin dahi olsa ilaçların, doktorun bilgisi dahilinde ve kontrolünde kullanılmasının önemi de herkesçe bilinen bir gerçek. Ancak hastalıkları tedavi edici özelliklerinin yanı sıra ilaçların yan etkileri de bulunuyor. Basit hastalıklarda bile ilaca sarılmanın tehlikelerinden bahseden hekimler, bu yöntemin vücudun savunma mekanizmasına fırsat tanımadığını ve zayıflamasına yol açtığını söylüyor. İstisnasız her hastalığa peynir ekmek gibi ilaç yazan doktorların yanı sıra hastasını koruyan, hastalıkların sadece ilaçla tedavi edilmediğini düşünen ve doğal yollarla tedavi etmeye çalışan uzmanların sayısı da hiç azımsanmayacak oranda. 



BU ÜRÜNLER

·         BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİZİ GÜÇLENDİRİR

·         SAĞLIKLI VE  DİNÇ BİR  YAŞAM KALİTESİ SUNAR

·         KANSER DAHİL YÜZLERCE HASTALIKTA KULLANILIR

·         DOKTORUNUZUN İLACIYLA AYNI ANDA KULLANABİLİRSİNİZ

·         HİÇ BİR YAN TESİRİ YOKTUR

·         BİOAKTİF HÜCRE BESİN TABLETLERİDİR

·         İNCE BARSAKDA SÜRATLE EMİLİR VE KANA KARIŞMAYA HAZIRDIR

·         HÜCRELERİ HASTALIK TOKSİNLERİNDEN TEMİZLER

·         HÜCRELERİ YENİLEYEREK SAĞLIĞINIZA KAVUŞTURUR

NİÇİN BU ÜRÜNLERİ KULLANMALI SINIZ?

       

Aslında 30 yaşımıza kadar SAĞLIĞIMIZ bizim için çalışıyor. 30 yaşından sonra, hastalıklar başlıyor ve biz SAĞLIĞIMIZI düzeltmek için çalışıyoruz.Herkes kendi doktoru olabilmelidir. TIANSHI - TIENS ürünleriyle daima sağlıklı yaşama  imkanı sunuyor hepimize.

Ürünlerin en önemli özelliği  İLAÇ OLMAMASI.. Yani sağlığınız için kullandığınız doktorunuzun ilaçlarını bırakmadan ikisini aynı anda kullanabiliyorsunuz.Yan tesiri olmadığı için BİRLEŞMİŞ MİLLETLER - UNESCO  "İnsan Sağlığına Zarar Vermeyen En ekolojik Ürünler" ödülünü ve Uluslararası Uzay ve Uzay Mürettebatı Problemleri Enstitüsü'de "Astronatların en sağlıklı gıdası" ödülünü verdi. Video sayfamızda bu ödül törenlerini izleyebilirsiniz. Bu ürünler  BİYOAKTİF BESİNLE TEDAVİ YÖNTEMİ. Hücrenizin neye ihtiyacı varsa ona göre düzenlenmiş, tasarlanmış ürünler. Bu yüzden TIENS programını şöyle isimlendiriyorum :

EKOLOJİK  ve  TAMAMLAYICI   TIP   PROGRAMI

BATI TIBBI ile DOĞU TIBBI arasındaki farklar ve tamamlayıcı özellikleri nelerdir
 
BATI TIBBI:

İnsanı parçalar halinde algılar.Bu yüzden her parçamız,organımız için ayrı bir uzmanlıkdalı vardır. Hasta olduğumuzda devreye girer. Hasta dokuları, organları hızla tedavi eder. Kullanılan  ilaçlar  bir yandan  tedavi ederken diğer yandan farklı organlara zarar verir.


Doğu tıbbı ile Batı tıbbı arasında fark var.Ama birbirlerini tamamladıklarını düşünmek daha yaklaşmacı bir tavır olur.Sonuçta önemli olan insanın sağlıklı yaşaması için çözüm üretmek..

 

BATI TIBBI:

İnsanı parçalar halinde algılar.Bu yüzden her parçamız,organımız için ayrı bir uzmanlık dalı vardır. Hasta olduğumuzda devreye girer.Hasta dokuları, organları hızla tedavi eder. Kullanıla ilaçlar bir yandan tedavi ederken bir yandan başka  dokularımıza  zarar  verebilir.

Böbreğimizde, dalağımızda, karaciğerlerimizde ağır metal atıkları bırakabilir.

 

Kadmiyum, kurşun, civa ve radyo aktif gibi maddeler bedenimizin kirlenmesine ve daha başka rahatsızlıkların oluşmasına neden olabilir. Ama  hastalıklarımızı  hızla tedavi  etmesi 

açısından da çok önemlidir. Elbette hayatımızda vazgeçilemez bir özelliğe sahiptir.Yeniden hasta olmadığımız müddetçe bu kimyasal ilaçlara ihtiyaç hissetmeyiz.Özellikle acil vakalarda Batı Tıbbı mutlaka hayatımızda olmak durumundadır.Çünkü Hastaların %85'i ayakta tedavi edilirken ,%15'i kronik vakadır.Kronik hastalara acil destek verilmelidir.Genel olarak Toplumun %30 luk kesimi kendisini çok hasta olarak tanımlarken, %70 lik kesimi hasta olmadığını veya sağlıklı olduğunu ifade eder. Batı Tıbbı genellikle bu %30 luk kesimle daha çok ilgilenir.Görünen hastalıkların tedavisine odaklıdır. "İnsanlar hiç hastalanmasın,sağlıklı olsunlar" diyemez. Dediği zaman "Koruyucu Aile Hekimliği Sistemi"nin devreye girmesi gerekir. Maalesef ülkemizde yıllardır tartışılan bir konudur. Sektörün ayakta kalması için çok hastaya ihtiyaç vardır.Aksi taktirde herkes daha sağlıklı olursa sektör durur. Ama bütün bunlara rağmen Batı Tıbbı hayatımız için vazgeçilmez acil  bir hizmettir. Ve hayatın içinde olmak zorundadır.

 

DOĞU TIBBI:

Alternatif Tıp'da denir.İnsan vücudunu bir bütün olarak ele aldığı gibi onun etrafındaki ekolojisiyle de bir bütün olarak görür.İnsanların hem%30'u hem de %70'i ile ilgilenir.Siz hasta olmadan sizinle birliktedir.Gayesi sizi hastalandırmamaktır.Bağışıklık sisteminizi sürekli güçlendirir. Vücudunuzu temizler,eksik elementlerinizi tamamlar,hücrelerinizi yeniler. Hücrenin ihtiyaçlarına göre tasarlanmıştır.Ama hızlı değildir.Yavaş fakat daimi, kalıcı olarak hastalıkların nedenini ortadan kaldırır,sağlığınıza kavuşmanıza yardımcı olur.3-4 günde sonuç beklenemez Bu 3 ay ile 1 yıl arasında değişebilir. Kimyasal ilaçlar  değildirler.  GENÇ  VE  ZİNDE  KALMA  ÜRÜNLERİDİR.  Organiktir, biyoaktif 

özellikte biomühendislik teknolojisiyle, bin yıllardan damıtılan geleneksel Halk Sağlığını Koruma tecrübeleriyle birleştirilerek tablet haline dönüştürülmüş hücre koruyucu ve yenileyici doğal besin içermektedir. Daima sağlıklı kalmak için alınır.Yan tesiri yoktur.Doktorunuzun verdiği ilaçlarınızla da birlikte kullanabiliyorsunuz.Çinli'lerin bir sözü var  “ YEDİĞİNİZ İLACINIZ, İLACINIZ YİYECEĞİNİZ OLSUN”.Dilerim sizler de bağışıklık sisteminizi yeniden güçlendirme konusunda aldığınız besinlere dikkat edeceksinizdir.Vücudumuza girenler , çıktıları yani  sonucu etkiler.Önemli olan sağlıklı ve dinç yaşamaktır.

Dileriz, Batı Tıbbı ve Doğu Tıbbı veya Alternatif Tıp ya da benim ifade ettiğim şekliyel EKOLOJİK VE TAMAMLAYICI TIP  elele vererek, insanlığın sağlıklı yaşaması için daha fazla gayret sarfederler
.Tüm sağlık programlarının hedefi insansa eğer, bir bütün olarak algılamak gerekir.
Birbirinden ayırmak son derece anlamsız geliyor.

 

Sistem olarak BİYO MÜHENDİSLİK harikası olan bu ürünler vücudumuzun ihtiyaçlarına göre hazırlanmış ve tasarlanmıştır.Bir yandan bu ürünleri kullanarak hücrelerimizi doğru beslerken,varolan rahatsız,hastalıklı hücrelerimizi vücudumuzdan temizleriz.Böylece"sağlık

lı yaşamak" bir yaşam tarzı olur.

Aslında bu doğal ürünleri kullanmaya başlayınca insan, kendi hayatına daha farklı bir pencereden bakmaya başlıyor. Şimdiye kadar yediği içtiği herşeyi daha bir gözden geçirerek sağlığına yaramayanları eleyerek besleniyor.Vücudunun onu bir sonraki güne yaşatabilmek için verdiği tüm mücadelenin farkına varıp,kendi bedenine saygı duymanın farkındalığını hissediyor. Kaynaklarını kaybetmek istemiyor ve duyarlılığını ve bilgisini geliştiriyor. Sağlıkla ilgili yazılar okumaya daha meraklı hale geliyor.

Yıllarca aynı tip yeme alışkanlıklarımız var.Yemediğimiz besinlerdeki elementleri temin edemedigimiz için vücudumuzun direnci düşüyor.Veya yeterince emilemiyor.Yada yeterli gelmiyor aldığımız elementler.Bu bağlamda Genç ve Zinde Kalma,Ek Besin Ürünleri yani BİYOAKTİF ORGANİK GIDALAR devreye giriyor.Biyoaktifler, ince barsakta emilmeye ve süratle kana geçmeye hazır hale getirilmiş besinlerdir. Doğal bağışıklık sistemimizi korumak çok önemlidir.

ABD'de  bioaktif ürünlerin  kullanımı % 70,  Avrupa Ülkelerinde %70,Japonya'da%85 olduğunu söylüyor istatistikler. Türkiye'de ise sadece %5'lik eğitimli, sosyo ekonomik düzeyi yüksek bireyler kendilerini bu tip benzer ürünlerle koruyorlar. 

Hatta Japonya'da işe girmek için CV (Kişisel bilgiler formu) doldururken, bioaktif ürünler kullanıp kullanmadığınız soruluyor. Zira sağlıklı ve sağlık bilinci gelişmiş insanları işe almak istiyorlar. Bunun da gerisinde yatan gerçek şu ki :

Hiroşima ve Nagazaki Atom bombası faciasından sonra yayılan radyasyonun etkisiyle kitleler imha edilirken, geride kalanları kanserden ve genetik rahatsızlıklardan korumak için Japonya hükümeti, Bombalamanın akabinde Çin'den tonlarca CHITOZAN ürünü satın alıyor ve halkın kullanmasını mecbur kılıyor.Bugün Japonya'nın sağlıklı bir nesile kavuşması bu şekilde sağlanmış oluyor.Chitozan,vücutta toplanan ,hastalıklara neden olan tüm atıkları,ağır metalleri,civa,kadmiyum,kurşun vs  ve radyasyon kalıntılarını hızla 

temizler, arıtır.

Ayrıca Denizaltı gemilerinde reaktör vardır. Yayılan radyasyondan mürettabat etkilenmesin diye geminin bütün duvarlarının orta kısımına jel halinde CHITOZAN doldurulur.

BU ÜRÜNLERİ KULLANMAYA DEĞER Mİ SİZCE ?

PEKİ NE DURUYORUSUNUZ ?

YA MÜŞTERİ YA DA DİSTRİBÜTÖR OLUN  VE SİZE YARDIMICI OLALIM

 

 

CORDİSEPS

23/6/2007

CORDYCEPS

Kordiseps KORDİSEPS

Kordiseps (CORDYCEPS SINENSIS) olarak bilinen Çin Tırtıl Mantarıdır. Sadece Çin'in Tibet, Siçuan, Yunnan, Tisinhay gibi platolarında bulunan otluk ve bataklıklarda yaşayan bir tür yerel canlıdır.Tırtıl Mantarının büyümesi gerçekten şaşırtıcıdır. Bu mantar kışın bir böcek (larva formunda) kış uykusuna yattığı zaman onun dolaşım sistemine girer. Mantarın iplikçikleri larvada besin alımı sonrası o kadar hızlı bir şekilde büyümektedir ki, en sonunda herşeyi kaplayan bir kabuk oluşturur. Daha sonra tırtıl bu yüzden ölmekte ve kabuğu bir kozaya dönüşmektedir. Sonraki sene yaz mevsimi geldiğinde kurtucuğun üst kısmı yerden dışarı çıkar ve bir ot olur. Bitki kısmından Cordyceps elde edilmektedir.

Çin tırtıl Mantarı, deniz seviyesinden 3500 m yükseklikte yaşadığı için çok dayanıklı bir yapıya sahiptir. Hayatta kalmak için yalnızca o plaaolarda polygonun aviculare L, astragalus ve ophiophogon ağalarının kökleriyle beslenmektedir. Toprak altında geçen iki senelik gelişim süreci sırasında uzun bir süre açlık, soğuk ve oksijen eksikliği yaşamaktadır. Mantarın gövdesi, besin maddeleri açısından ve biyolojik bileşim açısından o platolarda yetişen bitkiler kadar zengindir.                                               
KORDİSEPSİN GÖSTERDİĞİ İYİLEŞTİRİCİ ETKİLER
SOLUNUM YOLLARI RAHATSIZLIKLARI.BÖBREK HASTALIKLARI.KALP DAMARLARI HASTALIKLARI.HEPATİT VE KARACİĞER SİROZU.KAN HASTALIKLARI:ANTİTOKSİN FAALİYETLERİ .                                                                                                                                             KANSER HASTALIKLARI: Kordiseps'in geniş kapsamlı farmakolojik özellikleri insan vücudunda karaciğer, böbrek, kan damaları ve solunum organları gibi en önemli organlar üzerinde yenileme etkisi gösterdiği için, tedavide bu ürün kanserin son aşamasında dahi iyileştirici etkiler göstermektedir. Kordiseps, önemli organlardaki kötü huylu tümörlerin hücre merkezlerine doğrudan müdahale ederek hasta organın iyileşmesine yardımcı olmaktadır. Bu etkinin yanısıra lökosit faaliyetlerini arttırarak kimya terapisinin daha etkili olmasını sağlar. İyi huylu beyin tümörü olan hastalıkların sürekli tedavisinde Kordiseps kusursuz bir çaredir.
Güçlendirme ve yeniden oluşturma etkisine sahip bir üründür. Hastalıkalrı iyileştirmek ve insanı hastalıklardan korur
Çeşitli laboratuvar araştırmalarından ve hastane gözetimlertinden sonra KORDİSEPSin üç önemli özelliği vurgulanmaktadır:

1- Çok geniş amaçlı kullanım kapasitesi,

2- Hastalık tedavisini destekleyerek, çok daha etkili sonuçlar alınması,

3- Toksin içermemesi ve hiçbir yan etkisinin bulunmamasıdır.










NEDEN BİTKİSEL ÜRÜNLER KULLANMAYA İHTİYACIMIZ VAR?

23/6/2007

 **TÜM DÜNYA ARTIK ALTERNATİF TIBBIN VARLIĞINI KABUL ETMİŞTİR.TEDAVİ AMAÇLI ALDIĞIMIZ İLAÇLAR İÇERİĞİNDE BULUNAN KİMYASAL MADDELERİN SAYESİNDE OLAN HASTALIĞIMIZI DÜZELTİRKEN YAN ETKİLERİ SAYESİNDE BİR BAŞKA RAHATSIZLIĞA SEBEP OLMAKTADIR..TÜM BASIN HEMEN HER GÜN BİTKİSEL ÜRÜNLERDEN BAHSEDİYOR..TEKNOLOJİNİN GETİRDİĞİ ARTILARIN YANINDA İNSAN SAĞLIĞINA VERDİĞİ ZARARLARDA BİLİNMEKTEDİR..SAĞLIKLI OLABİLMEK NEREDEYSE İMKANSIZ HALE GELMİŞTİR..HEMEN HERKESİN SAĞLIKLA İLGİLİ SORUNLARI VAR..ÖZELLİKLE KANSER HASTALARI ALTERNATİF TIBBA İLGİLİDİR..                                                                                  Neden alternatif Tıp? Bakış açısı ne? Etkisi nasıl?

Organizmanın içerisinde kendini tedavi edecek her türlü ilaç mevcuttur. (morfin, kortizon, insulin, hormonlar, enzimler, aminoasitler ve antibiotik yerine kullanabileceğimiz lenfositler vs..) Organizmanın bu sistemi sağlıklı çalıştırabilmesinin tek bir şartı var: O da vücuttaki enerji dengesi!. Bu dengeyi bozan nedir? Kendimiz! Otonom sinir sistemimizin uzun bir süre, giren enerji ve harcanan enerji arasındaki dengesizliğe maruz kalması! Bu süreç içerisinde organizma yeni bir enerji dengesi kurmaktadır yaşamamız için. Bunuda aşırı enerji tüketimine neden olan kaynağı devre dışı bırakarak yapmaktadır. Böylece organizmada kalıcı bloklar oluşmaktadır. Bu olayı kronikleşme olarak adlandırmaktayız. Bloklar çözülmeden kronik hadise geçmez!. Alınan önlemler yetersizdir. Bu nedenle hastaya, hastalığınla birlikte yaşamaya alışacaksın derler!.

Otonom sinir sistemi, dışardan ve içerden gelen uyarılara çok hassastır. Sürekli bizi korumaya ve enerjimizin dengeli biçimde vücuda dağılması için uğraşmaktadır. Hayatiyetimizin devamı için öncelikle 1.nci derecedeki hayati organlarımızı düşünmektedir. Örneğin, aşırı enerji tüketimine gittiğimiz bir korku veya öfke anını düşünelim. Organizma, ikinci veya üçüncü derecede önemi olan sistemleri devre dışı bırakarak, oraya enerji göndermez. Enerjiyi o an için 1.nci derecede önemli sistemlere yönlendirir. Örneğin; hormonların dengelenmesini devre dışı bırakır! Veya hafıza ve konsantrasyon merkezlerini kapatır veya daha az çalışmasını sağlar. Eğer bu durum uzun süre devam ederse bloklaşma veya kronikleşme meydana gelir. Organizma, nereyi devre dışı bıraktığını unutur. Bu dönemde siz istediğiniz kadar tetkik ve tedavi yaptırın, netice alamazsınız. Ne yazık ki sırf bu yüzden milyonlarca insan gereksiz yere ameliyat masasına yatmaktadır. Orada da yapılan nedir? Vücudun artık onaramadığı kısmı devre dışı bırakmak. Dikkat ederseniz operatörlerimiz ameliyat sonrasında bir sürü yasaklarda bulunurlar. (Zayıflayacaksın, beslenmene dikkat edeceksin, kafaya birşey takmayacaksın, sigara veya alkolü bırakacaksın...) Hastada artık aklı başına geldiğinden, bunları harfiyyen uyguluyor. Aslında bunları baştan uygulasa hastalık ortaya çıkmayacaktır.

Neden aklımız başımıza gelmeden dikkat edemiyoruz? Bu sorunun temel cevabı şu: ENERJİ DENGESİ nedir bilmiyoruz. Dolayısıyla bunu dengede tutmasını da bilmiyoruz. Bugün elimizdeki imkanlarla enerji dengemizin ne durumda olduğunu bilgisayarla tespit edebiliyoruz. Blokları tespit edip açabiliyoruz. Dolayısıyla enerjimizi mümkün olduğu kadar (bozukluğun derecesi ve süresi, geçirilmiş ameliyatlar, kullanılmış ve hala kullanılan ilaçlar engel) düzeltebiliyoruz!. Bu şekilde organizmanın rejenerasyon kudretini tekrar devreye sokabiliyoruz. Toplumumuzda en sık görülen kronik hastalıkları tam veya eskisinden çok daha iyi hale getirebiliyoruz. Aynı zamanda bastırılmış korku, öfke, takıntı ve üzüntülerden kurtarabiliyoruz.

Enerji dengemizi bozabilecek alışkanlıklardan kurtulabilmek için dengeli beslenmeli, spor ve meditasyon yapılmalıdır. Enerji dengemizin stabil kalabilmesi, ancak bu şartlar yerine gelirse olur. Hastalığın başında bu dengeleri sağlamak çok daha basit. Keşke hastalar öncelikle bize gelse. İleri tetkikleri, uzmanlık konsültasyonlarını biz istesek!.

Elbette batı tıbbının bütün nimetlerinden faydalanacağız. Ancak öncelikle hastalıkların oluşumunu önlemeliyiz. Sağlıklı toplum, ekonomik istikrar için bu gerekli. Dolayısıyla, sağlık için gereksiz yere yapılan trilyonlarca liralık harcama da önlenmiş olur. Hastane ve polikilinikler, gerçekten ihtiyaç duyan hastalarla dolar. Enerji dengelemede kullanılan yöntemlerin başında ise akupunktur, laser ve mezoterapi gelmektedir.                                                                          Alternatif uygulamalar, hastalığın sebeplerine yöneliktir. Temel felsefe, hastalığa neden olan dengesizliğin düzeltilmesi ile kişinin hastalığı yenmesini sağlamaktır. Oysa Modern  tıp yada diğer bir deyişle Ortodoks tıp, sonuca yöneliktir. Özellikle kanserde bu böyledir. Örneğin kemoterapi ve radyoterapi( burada kullanılan "terapi" sözcüğü bence yanlıştır.) tümör ve onu oluşturan kötü huylu-mutasyona uğramış- hücreleri yok etmeye yöneliktir. Ancak bu arada, sağlıklı hücreler ve organlar  bu uygulamadan nasiplerini fazlasıyla alırlar. Bilindği gibi sağlıklı hücreler, kötü huylulardan daha önce etkilenir ve ölürler.
Kemoterapi yada radyoterapi uygulanırken, alternatif ürünler adjuvan(destek) terapi olarak uygulanırsa, başarı şansının yüksek olacağı belirtilmektedir.
Bu sitede ağırlıklı olarak kanserle alternatif  mücadelede uygulanan  ve diğer hastalıklara karşı kullanılan, ayurvedik ürünler tanıtılmaktadır.  Tüm ürünler ayurvedik bitkilerden, Ayurveda yöntemleri ile üretilmiştir ve zararlı yan etkileri yoktur.
Her  sayfa  genelde iki bölümden oluşmaktadır. Bririnci bölüm Carctol hakkında ki bilgileri, ikinci bölüm de ise, Genel bilgiler başlığı altında, Alternatif Kanser tedavisi ve kanser hakkında,  olabildiğince pratik bilgiler bulacaksınız. Burada tanıtılan bitkisel ürünler, klasik tedavi ilaçları (kemoterapi ve radyoterapi) ile birlikte veya  onlar olmadan alınabilir.
Alternatif kanser ürünlerinin  her hastayı iyileştireceği iddia edilemez. Ancak her hastanın savunma sistemini güçlendirerek hem hastalığa ve hemde kemoterapinin ağır yan etkilerine karşı verilen mücadelede aktif rol oynadığı ve dolayısıyla hastayı umutsuz ve bitkin olmaktan kurtardığı yadsınamaz bir gerçektir.
Klasik tıp ile alternatif tıp arasındaki farkı belkide en iyi İngiltere'deki Bristol Kanser Merkezi'nin tıp direktörü Dr.Rosy Daniel'in şu sözleri özetlemektedir: '' Kanserde geleneksel (Klasik) tedavi yöntemleri hastalıktan arınmış dönemi uzatır, yaşam süresini uzatmaz. Öte yandan, alternatif tedaviler yaşam süresini uzatır.  Aradaki fark gayet açık ve önemlidir. Geleneksel tıp yangını söndürür, alternatif tıp yangının yeniden çıkmasını engeller. En ideali, her ikisini birlikte uygulamaktır.''Başka kullananların söylediklerini görmek için lütfen
tıklayın.
Lütfen biraz zaman ayırarak, Himalaya Dağının eteklerinde yetişen bitkilerden özenle hazırlanan, bu alternatif  antikanser ürünü, CARCTOL,  hakkındaki bilgileri  dikkatle okuyun, daha fazla bilgi istediğinizde bize yazın, ama lütfen dikkatle okuyun.Ayrıca her sayfanın alt bölümünde, genel bilgiler  başlığı  altında,  verilen bilgileri de okumaya özen gösterin lütfen..

Şu anda, hastalığı yenmemeniz için bir neden bulunduğuna inanmıyorum.  Hele işin başındaysanız, bunu başaracağınızdan  eminim..Bunu sağladığınızda bu site amacına ulaşmanın mutluluğunu yaşatacaktır hazırlayanlara. Sağlıklı ve mutlu yarınlara ulaşmamız  dileğiyle. ....

HANGİ HASTALIKLAR?

22/6/2007

Tianshi Ürünleri hiçbir şekilde İLAÇ DEĞİLDİR. %100 doğal mükemmel yardımcı ürünlerdir.

KALP DAMAR HASTALIKLARI

* Hipertansiyon * Aritmi
* Miyokardit * Kalp yetmezliği
* Kardiyomiyopati * Beyin kanamadı
* Endokardit (İnsult)
* Tromboflebit (Büyük damarlarım tık.)

SAĞLIKLI SOLUNUM ORGANLARI

* Soğuk algınlığı * Sinüzit
* Anjin, Faranjit * Bronşit
* Larinjit * Plevrit
* Boğaz, Burun hst * Pnömoni
* Astım * Verem

SAĞLIKLI SİNDİRİM

* Diş, Diş etleri * Safra kesesi
* Mide hast. taş(Koleostatit)
* Kronik Pankreas * K.Ciğer Siroz
* Hepatit Virüleri * Disbakteriyöz
* Kolit (Kusma kanama) * Kabızlık
* Hemoroit ve Çatlaklar

KEMİK HASTALIKLARI

* Sağlıklı Eklemler * Artrit, Artroz
* Kemik Erimesi * Bel fıtığı
* Radikülit * Kamburluk
* Kemik kırılması * Podagra

BAĞISIKLIK SİSTEMİ HASTALIKLAR

* Çocuklar * Yetişkinler
* Alerjiler

SAĞLIKLI ANNE Ve ÇOCUKLAR

* Hamileler * Zayıf bebek
* Zayıf Çocuklar

SAĞLIKLI UZUN YAŞAM

* Ateroskleroz * Zayıflama
* Kansersiz yaşam * Yaşlılık

SİNİR SİSTEMİ HASTALIKLARI

* Nevroz ve Deprosyon * Parkinson
* Baş agğrısı Migren * Epilepsi
* Uykusuzluk * Nevrit
* Stres * Nevralji
* Kronik yorgunluk * Uyuşma ve ayak hast

SAĞLIKLI DERİ

* Dermatit * Sklerodermi
* Akne ve sivilce * Cilltte sertleşme
*Peigmentasyon (Vitligo) * Sedef
* Yanıklar


DUYU ORGANLARI

* Göz hastalıkları (Glaukoma)
* Katarakt * Göz Retinası
* Otit Kulak hast * Ağır işitme




SAĞLIKLI  İDRAR YOLLARI

* İdrar yolları enfeksiyonları
* Böbrek ve idrar yollarında taş
* Prostat


HORMONAL HASTALIKLAR

* Şeker (Diyabet)
* Guatr
* Rahim ağzı yaraları
* Mastopati ve Rahim Fibroması
* Kadinlarin dönemsel bozukluklar
* Klimaks ve Menepoz
* Kısırlık ve Cinsel bozukluklar
* Anemi




Bu hastalıklarda mükemmel sonuçlar alınmış ürünlerimiz mevcuttur. Tiens firması bünyesinde bulunan 1200 Prof Dr. ve Herbalistlerin ortak çalışması ile ortaya çıkan bu ürünleri denemek istemezmisiniz?

ÇİNKO MUCİZESİ.........

23/4/2007

1974 tarihinde Amerikan Uluslararası Akademi Gıda ve Beslenme Konseyi tarafından çinkonun insan vücudu için birinci derecede önem taşıdığı kabul edilmiştir. Çinko, elementi metabolizmada bulunan ve yüksek derecede  yaşamsal  önem  taşıyan, sayıları 200'ü bulan hormon ve fermentin içerisinde katalizör olarak yer almaktadır. Fermentlerin aktivasyonunda önemli bir rol oynamaktadır. Aynı  zamanda  lenf hücrelerinin   oluşumunu,  saç ve  tırnak sağlığını,  bağışıklık isteminin  korunmasını, görme, tat alma duyusunun güçlenmesini, özellikle de  üreme sağlığı  için  önemli  bir mineraldir.İnsan   organizmasındaki   hormonların  formasyonunda çinkonun   önemli   bir   rolü vardır. Gelişme çağında boy uzamasında ve gelişimin hızlanmasında, kolajen dokular ve iskelet oluşumunda çinkonun önemi büyük tür. Yeterli   miktarda   çinko   içeren   bir beslenme, büyüme ve gelişmeyi hızlandırır. Klinik deneyler, çinko eksikliği olan çocuk­ ların   büyüme   ve   gelişiminin   geciktiğini kanıtlamıştır.   Çinkonun   sağlık   üzerindeki etkisi çok büyüktür. Çinko cinsel sağlığı koruma ve cinsel işlevin normal bir şekilde gerçekleşmesini sağlama açısından da çok  önemlidir. Çinko kadınlarda yumurtalıklarda, erkeklerde ise testisler ve prostat bezinde çok miktarda bulunmaktadır. Ama her şeyden fazla çinko mikro ele menti spermde bulunmaktadır. Bu yüzden çinko eksikliği genç evli çiftlerde dahi kısırlığa yol açabilir. İran sağlık kuruluşlarının verdiği bilgilere göre çinko eksikliği henüz çocuk yaştayken cinsel akti vasyonun gelişmemesine neden olarak gös terilmektedir.........                     

ÇİNKO'NUN FAYDALARI:

1- iç ve dış yaraların iyileşme süresi hızlanır

2- Tırnaklar üzerindeki beyaz lekeleri yok eder.

3- Tatma duyusu kaybını geri getirmeye yardımcı olur

4- Kısırlığın tedavisinde destektir.

5- Prostat sorunlarının önlenmesine yardımcı olur.

6- Büyüme ve zihinsel uyanıklığı destekler.

7- Zihinsel rahatsızlıkların tedavisine detsek olur.

8- Soğuk algınlığının uzunluğunu ve şiddetini azaltmaya destek olur.

KALSİYUM

23/4/2007

Ağız Kalsiyum 

KALSİYUM İÇEREN ÇİĞNEME TABLETLERİ ...


Bu ürünümüze, damak zevkine hitap edebilmek için çeşitli meyve özlerinden elde edilen aromaları kullanarak (şeftali, çilek, bal kabağı vb.) değişik tatlar verdik. İçeriği: karbonik asit içeren kalsiyum, yağsız süt tozu, kuru meyve özü, jelatin, magnezyum ve D Vitamini. Kalsiyum miktarı 100 gramda 18-22 gr.'dır. Bu miktar günlük kalsiyum ihti­yacının en etkili şekilde karşılanmasına yardımcı olur.Kalsium eksilikliği bir çok hastalıkları beraberinde getirir..dış etkenlerden dolayı yada yedikğimiz besinlerin yetersizliğinden vucudumuz yeterli kalsium alamaz..Bu ürün kalsium eksikliğimiz için mükemmel bir yardımcı..

SAĞLIKLI ZAYIFLAMAK İSTERMİSİNİZ?

12/3/2007

BU ÜRÜNLER TAM DA SAĞLIKLI ZAYIFLAMAK İSTEYENLER İÇİN..ÖZELLİKLE ALTIN GÜNLERİNDE PASTA VE BÖREKLERE İÇİ GİDEN AMA KİLO KORKUSUYLA DOYA DOYA YİYEMEYEN BİZ HANIMLAR İÇİN MÜKEMMEL ÜRÜNLER..ZAYIFLADIKÇA ELİNİZ AYAĞINIZMI TİTRİYOR..KAN ŞEKERİNİZ DÜŞÜP NE TATLI YESEM DİYEMİ KIVRANIYORSUNUZ..BENCE BU ÜRÜNLERİ DENEYİN...BEN SİZLERE EMİN BİR ŞEKİLDE ANLATABİLMEK İÇİN KENDİMİ FEDA ETTİM VE BU ÜRÜNLERİ KULLANDIM..SONUÇTAN ÇOK MEMNUNUM....BİR JENİFER LOPEZ OLAMAM AMA EN AZINDAN KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM.                                                                                                       DİYET ÜRÜNÜ ÇİFT SELÜLOZLU TABLETLER

Uzmanlar tarafından Çin'deki büyük şehirlerde ve özellikle de ekonominin gelişmiş olduğu sahil şehirlerinde hayat standartlarının yükselmesiyle birlikte, alışılagelen beslenme tarzının değişmeye başladığı gözlenmektedir. Kullanılan gıda ürünlerinde diyetsel selüloz eksikliği tespit edilmiştir. Aynı zamanda insanların daha çok, protein ve sakaroz içeren besinleri tükettiği ve bunların sonucu olarak obezite, kroner skleroz hastalıklarının, kötü huylu tümörlerin ve şeker hastalığının arttığı tespit edilmiştir.

Bu tarz hastalıklar yalnızca orta yaş üstü insanları değil, orta yaşta olanlarda ve hatta çocuklarda bile hızla artış göstermektedir. Bu durum bizi ciddi bir şekilde endişelendirmek­ tedir. Elbette bu tablo birçok etkenden oluşmaktadır. Fakat en önemli faktörlerden biri, besinlerdeki diyetsel selüloz eksikliğidir. "TİANSHİ" Şirketi bu duruma çözüm getirmek için yeni bir tür diyetsel beslenme ürünü sun maktadır: "TİANSHİ ÇİFT SELÜLOZLU TABLET".

Yapılan çeşitli araştırmalardan sonra biyoselülozun önemi, insanlar tarafından anlaşılmaya ve kabul edilmeye başlanmıştır. Çoğu uzman biyoselülozun, protein, karbon­hidrat, yağ, vitaminler, mineraller ve su gibi en önemli besinlerin arasında yer alması gerektiğine belirtmektedir. Diyetsel selüloz insan vücudunda, biyolojik maddelerin metabolizmasının normal bir şekilde işlemesi için gerekmektedir. Diyetsel selüloz kabızlığı ve sigmoid kolon kötü huylu tümörü önlemektedir. Nispeten büyük miktarda suda çözünen diyetsel selüloz ayrışarak bağırsaktaki yararlı bakteri için besleyici bir ortam yaratmaktadır. Bu bakterinin çoğalmasıyla birlikte, dışkının vücuttan çıkması hızlandırılmış olur. Bu durum, bağırsak tansiyonunu düşürebilir. Elimizdeki veriler 2l.yy'ın insan organizmasını araştıran bilimlerin yılı olacağını gösteriyor. Bu süreçte insan organizmasını araştıran bilimler;

Tüm dünyada toplum sağlığını korumak adına birçok çeşidi ve işlevi olan ürünler hazırlamışlardır. Tianshi Şirketi "İnsan sağlığını koruyarak topluma hizmet vermek" ilkesini gerçekleştirmek üzere emin adımlarla iler­ lemektedir. Bilimdeki ilerlemelere yön veren Diyetsel selüloz aynı zamanda değişik bağırsak rahatsızlıkları, kabızlık, hemoroid, bacaklarda kabızlıktan dolayı meydana gelen varikosel değişikliklere yol açan rahatsızlıkları önlemek için kullanılması gereken bir besindir. Toksinlerin bağırsaklardaki mukoza zarıyla temas süresini kısaltırken kötü huylu tümörlerin oluşumunu engeller

Diyetsel selüloz, yağ ve lipoprotein metabo lizmasına yardımcı olur. Koroner skleroz kay­ naklı kalp rahatsızlıkları hafifletebilir. Midede yağ geçiş süresini kısıtlayabilir, midedeki asidi emebilir, kolesterol ve trigliserid gibi sindirim sırasında oluşan maddelerin çözülme seviyesini azaltabilir.

Bu yüzden diyetsel selülozun, kroner hastalıkları ve damar duvarlarının sertleşmesiyle ilgili hastalıkları önlemek ve düzenlemedeki etkisi büyüktür.

Beslenme rejiminde diyetsel selüloz dozunun arttırılması durumunda epitel dokuların insüline karşı duyarlılığı artmaktadır. Diyetsel selüloz vücudun insülin ihtiyacını azaltır. Dolayısıyla diyabet hastalarında şeker seviyesi dengesinin ayarlanmasını sağlar.

Yapılan araştırmalar sırasında insülin bağımlısı I. grup şeker hastalarının tedavisinde selüloz içeren diyetsel bir beslenmenin uygulanması, olumlu bir etki yaratmaktadır. Selüloz içeren diyetsel beslenmenin, 2. grup şeker hastaları (insüline bağımlı olmayanlar) üzerindeki etkisi henüz kanıtlanmamıştır.

Diyetsel selüloz, insana tokluk hissi vererek tüketilen gıda miktarını azaltır ve böylece fazla kilo almayı önler ve mide suyunun emme tekrarını azaltarak kolelitiaz oluşumunu tama­men durdurur. Diyetsel selüloz, göğüs kanseri oluşumunu engellemektedir. Beslenmede belli bir miktar diyetsel selüloz kullanılarak fıtık, apandisit, toplardamar genişlemesi, böbrek ve idrar kesesi taşları, onikiparmak bağırsağı ülseri, pelvisteki ince toplardamarların sıkışması, hemoroid, Crohn's hastalığı, sig- moid kolon ülseri, derin toplardamarlarda kan pıhtılaşması ve buna benzer hastalıklarda ha­ fifletici bir etki yaratabilir.

Diyetsel selüloz, insana tokluk hissi vererek tüketilen gıda miktarını azaltır ve böylece fazla kilo almayı önler ve mide suyunun emme tekrarını azaltarak kolelitiaz oluşumunu tama­men durdurur. Diyetsel selüloz, göğüs kanseri oluşumunu engellemektedir. Beslenmede belli bir miktar diyetsel selüloz kullanılarak fıtık, apandisit, toplardamar genişlemesi, böbrek ve idrar kesesi taşları, onikiparmak bağırsağı ülseri, pelvisteki ince toplardamarların sıkışması, hemoroid, Crohn's hastalığı, sig- moid kolon ülseri, derin toplardamarlarda kan pıhtılaşması ve buna benzer hastalıklarda ha­ fifletici bir etki yaratabilir....

VÜCUT   HATLARI   DÜZELTME   KEMERİ " TL 2004"

18 GÜN İÇİNDE MÜKEMMEL BİR VÜCUDA SAHİP OLMAK İSTER MİSİNİZ?

Sunduğumuz ürün son teknoloji kullanılarak elektronik, biomühendislik ve mekanik bilim dalların ortak çalışmaları sonucunda ortaya çıkan bir cihazdır. 5 yüksek etkili yağ replikatörlerine ve 8 değişik hareket şekli bulunan kontrol sistemine sahiptir. Çeşitli hareket bilen bir etkiye sahiptir. Manyetik dalgalar ile göğsün en önemli 3 noktasını (tsimen, tyançi, şançjun) etkileyerek göğüsteki kan dolaşımını ve göğüs doku gelişimini etkileyerek şekli güzelleştirir, dikleştirir ve tüm vücudunuza daha etkileyici bir görünüm kazandırır. Kutu içinde hediye olarak gelen ön kol, bacak ve basen kemeri, ETS teknolojisi ile donatılmıştır

SAĞLIKLA İLGİLİ KISA BİLGİLER

11/3/2007
 BEL AĞRISINA ALINICAK ÖNLEMLER:
Çalışan insanın en büyük sorunu olan bel ağrısını yenmek elinizde. İşte birkaç ipucu:
* Eşya taşırken belinizin eğik değil de dik bir pozisyonda olmasına dikkat edin. Çok ağır bir yükü asla kendi başınıza taşımaya çalışmayın. Yerden bir cismi alırken dizlerinizi kırıp, çömelerek alın, belden eğilmeyin.
* Yük elinizde iken dönmeniz gerekiyorsa belinizle değil, ayaklarınızın yerini değiştirerek dönün. Ayakta iken belinizi sağa, sola doğru eğerek yerden birşey almaya çalışmayın.
* Yumuşak, alçak ve derin koltuklarda oturmayın. Kol konacak yeri olan, arkalığı en az omuz hizasına kadar uzanan ve belinizi destekleyen sandalyeleri tercih edin.
* Televizyon seyrederken veya herhangi bir gösteriyi izlerken koltukta sırtınızı kamburlaştırmak rahatsızlıklara yol açar. Bu yüzden sırtınızı yaşlayarak seyredin. Sandalyeden kalkarken bir ayağınız diğerinin önünde olmalı, bacak kaslarınızın ve kollarınızın yardımıyla kendinizi yukarı doğru iterken sırtınız dik pozisyonda olmalıdır.
* Bacaklarınız düz pozisyondayken ayakta dimdik uzun süre hareketsiz kalmayın. Ayaklarınızı oynatarak pozisyon değiştirin.
* Yataktan kalkarken önce tam yan dönün. Daha sonra ellerinizle yandan destek alarak oturur pozisyona geçin ve öyle kalkın.
* Araba kullanırken koltuğunuz sert olsun, arkaya dayandığınızda koltuk belinizi desteklesin, adeta kavrasın. Uzun yola çıkarken de belinizi ince bir yastıkla destekleyin.
* Saçınızı yıkarken öne doğru iki büklüm eğilmeyin. Yere diz çöktükten sonra dirseklerinizi küvetin kenarına dayayıp, başınızı yıkayabilirsiniz. 
 
 
 
 
 
 
 KOLESTROL SEVİYESİNİ ETKİLİYEN FAKTÖRLER:
Karaciğerin ürettiği kolesterol miktarını, dolayısıyla kan kolesterol seviyesini etkileyen en önemli faktör, besinler yoluyla aldığımız yağların türü ve miktarıdır.


3 değişik yağ türü vardır.

Doymuş Yağlar:

Kan kolesterolünü yükselten en önemli neden doymuş yağlardır. Bu yüzden, tükettiğimiz doymuş yağ miktarını azaltmaya çalışmalıyız. Doymuş yağlar; yağlı sığır ve koyun etinde, tam yağlı süt, peynir ve tereyağı gibi mandıra ürünlerinde ve katı yağlarda yüksek miktarda bulunur.
Tekli Doymamış Yağlar:
Ağırlıklı olarak zeytinyağında bulunur. Kandaki kolesterol düzeyini artırmadığı gibi, bazı uzmanlara göre düşürücü etkisi vardır.
Çoklu Doymamış Yağlar:
Başta ayçiçek, mısırözü olmak üzere pamuk, soya gibi bitkisel sıvı yağlarda ve bu yağlardan yapılan "çoklu doymamış yağ oranı yüksek" sağlık margarinlerinde bulunur. Kandaki kötü kolesterolü düşürmede yardımcı olurlar.
Eğer beslenmenizde doymuş yağları azaltıp, yerine doymamış ve özellikle çoklu doymamış yağlar kullanırsanız, kan kolesterolünüzün kontrolüne yardımcı olursunuz. Bazı kişilerin kolesterolü kalıtımsaldır. Bu yüzden, beslenme şekilleri ne kadar mükemmel olursa olsun, kan kolesterolleri yüksektir.

Güneş yanığı, kansere sebep olabilir

Her yıl tedbirsiz güneşlenme sebebiyle birçok ölüm vakaları ile karşılaşılıyor. Güneş yanığı belirtileri kısa vadede kendini göstermese de uzun vadede güneş lekelerine, katarakta, ciltte yaşlanmaya, cilt kanserlerine ve kırışıklıklara sebep olabiliyor.

Uzmanların belirttiğine göre, güneş yanığı, çok fazla güneşe maruz kalındığında veya ultraviole ışık kaynağından etkilenildiğinde, vücuda rengini veren ve ışığa karşı cildi koruyucu özellikte olan 'melalin' maddesinin bu koruyucu özelliğini zamanla kaybetmesiyle ortaya çıkıyor.

Güneş yanıkları, hassas ciltliler için korkutucu boyutlara ulaşabiliyor. Güneşten çok daha kolay etkilenebiliyorlar ve oluşan yanıkların iyileşme süreci esmer tenlilere göre daha uzun süre alıyor. Çok hassas bir cilde sahip kişiler öğlen güneşinde 15 dakika kalabilirlerken esmer tenliler ise dakikalarca güneşlenebilirler. Ancak korunmak her iki cilt tipi için da şart.

Uzmanlar, güneş yanığı belirtileri kısa vadede kendini göstermese de uzun vadede güneş lekeleri, katarakt, ciltte yaşlanma, cilt kanserleri ve kırışıklıklar meydana gelebildiğine dikkat çekiyor. Güneş yanığının belirtilerinin kızarıklık ile başladığını, daha sonra su toplamalar ve deride soyulmalar oluştuğunu ifade eden uzmanlar, "Ancak, uzun süreli kontrolsüz güneşlenme, kan damarlarına bile zarar verebiliyor" diye uyarıyorlar.

Uzmanlar, işi gereği güneşe çok maruz kalanlara ise şu önerilerde bulunuyor:

"Düzenli olarak cilt bakımı yaptırın. Doğum lekelerinizi sık sık kontrol ettirin. Doğum izlerinizde renk ve boyut değişiklikleri tehlikeli bir durumun sinyalleri olabilir. Güneşe çıkarken koruyuculuk özelliği en az 15'in üzerinde olan kremler sürün. Bol bol sıvı alın. Güneşten koruyucu giysiler, ultraviole filtreli gözlükler kullanın."

Güneş yanığına karşı soğuk duş almanın ve soğuk kompres uygulamanın yararlı olabileceğini kaydeden uzmanlar, "Eğer cildiniz su topladı ise vücudunuzda açık yara bırakmayın, üzerini steril bandaj yardımı ile kapatın. Hekim önermedikçe Benzokain içeren ilaçlar kullanmayın. Eğer baş dönmesi, yanık bölgesinde çok fazla acı ve yüksek ateş varsa, su dolu kabarcıklar oluşmuşsa mutlaka bir hekime başvurun" diyorlar.
Havuzlardaki klor saçlara zararlı

--------------------------------------------------------------------------------

Uzmanlar, güneşin yaydığı ultraviyole ışınları ile deniz suyundaki tuz ve havuzdaki klorun, saçın en büyük düşmanı olduğunu belirtiyorlar.


İnternet'ten derlenen bilgilere göre uzmanlar, bayanların saç rengini açmak için kullandıkları kimyasal madde olan 'oryal'in, tüm kadınlar tarafından endişe duyularak kullanıldığını, oysa havuz suyundaki klorun bundan çok daha tehlikeli olduğu vurgulandı. Havuz suyunda bulunan klorun mayoların bile rengini soldurduğuna, saçlarda da renk değişimine, kuruluğa, kırılmalara ve genel yıpranmaya neden olduğunu belirten uzmanlar, buna rağmen kadınların yüzde 99'unun havuza girerken saçlarını
koruyacak bir bone kullanmadıklarına dikkati çekiyorlar.


Deniz suyundaki tuz ve güneşteki ultraviyole ışınlarının da tıpkı havuz suyu gibi saça zarar verdiğine işaret eden uzmanlar, tuz ve klorun saça çok çabuk nüfuz ettiği için yıpranmayı da hızlandırdığını belirterek, özellikle uzun süre suda kalınıp, çıktıktan sonra da saçlar duru suyla iyice yıkanmalı yoksa telafisi güç sorunların ortaya çıkabileceği bildiriyorlar.


Öncelikle havuz ya da denizde saçların mutlaka bone ile korunması, sudan çıktıktan hemen sonra da saçın bol duru suyla yıkanması, ayrıca, fön çekerken ya da çektirirken makinenin sıcaklık derecesinin yükseltilmemesi öneriliyor. Fönün sıcak ayarı ne kadar yüksek olursa saçtaki yıpranmanın da o kadar hızlı olacağına işaret eden uzmanlar, yaz - kış saçların 36 dereceden yüksek ısıdaki su ile yıkanmaması ve yıkandıktan sonra da uzun süre ıslak bırakılmaması gerektiğine dikkat çekiyorlar.                                                                                                 

.......................................................................................................................
YaĞ Severlerİn Dİkkatİne

--------------------------------------------------------------------------------

Margarin ve Tereyağı arasındaki farkı biliyor musunuz?

Lütfen sonuna kadar okuyun…. Çok ilginç.

· Her ikisi de hemen hemen aynı kaloriye sahiptir.

· Tereyağı çok az daha fazla doymuş yağ oranına sahiptir. 8 grama 5 gram.

· Harvard Tıp Fakültesinin çalışmasına gore tereyağı ile karşılaştırılınca margarin yemek kadınlarda kalp hastalığına yakalanma olasılığını %53 artırıyor.

· Tereyağı yemek yiyeceklerdeki diğer besin öğelerinin emilimini artırıyor. Tereyağının besinsel değeri yüksek olmasına rağmen margarinin çok düşüktür. Çünkü katkılıdır.

· Tereyağı margarinden çok daha lezzetlidir ve diğer yiyeceklerdeki tadları zenginleştirir. Tereyağı yüzyıllardır bilindiği halde margarin 100 yıldan az bir süredir yapılmaktadır.

Ve şimdi margarine gelelim…

· Yağ asitleri çok yüksektir…

· Koroner kalp hastalığı riskini üçe katlar…

· Toplam kolesterolü ve LDL’yi yükseltir. (Kötü kolesterol)

· HDL’yi düşürür. (iyi kolesterol)

· Kanser riskini beş katına çıkarır…

· Anne sütünün kalitesini düşürür…

· Bağışıklık sistemini zayıflatır…

· İnsülin tepkisini düşürür.



İŞTE EN İLGİNÇ KISMI!



· Margarin plastikten yalnızca 1 molekül farklıdır.

İşte bu gerçek beni hayatım boyunca bir daha margarin ve diğer hidrojene yiyecekleri yemekten alıkoymuştur .. (Hidrojene demek moleküler yapısına hidrojen eklenmiş demektir.) Kendiniz de deneyebilirsiniz: Bir paket margarine alın ve gölge bir yere koyun. İki gün içinde şunları gözlemleyeceksiniz. Üzerinde bir tane bile sinek yok! (Bu size birşeyler anlatmalı.)

Çürümemiş ve kötü kokmamıştır. Çünkü hiçbir besin değeri yoktur ve üzerinde hiçbir şey gelişmez. Hatta mikro organizmalar bile yerleşmez. Neden? Çünkü nerdeyse plastiktir. Evdeki plastik kablonuzu eritip de tostunuza surer misiniz?
__________________


CHITHOZAN

11/3/2007

CHITOZAN


Chitozan, insan vücudundaki tüm fizyolojik fonksiyonları regüle eden, %100 doğal bir üründür. Dünyada çok popüler hale gelen Chitozan, insan sağlığı üzerinde geniş kapsamlı, dengeleyici bir etki yaratmaktadır. Yaşlanma sürecini yavaşlatır, bağışıklığı güçlendirir ve çeşitli rahatsızlıklara karşı önlem olarak kullanılabilir. Aynı zamanda vücudun biyolojik ritmini regüle ederek, hastalıkların hızlı bir şekilde iyileşmesine yardımcı olur.


Bugün modern tıp bilimi tarafından "modern uygarlık hastalıkları" diye adlandırılan hipertansiyon, damar, kanser ve birçok alerjik ve bağışıklık hastalıklarını belirli bir ölçüde önleyebilir ve hafifletebilir. Ama ne yazık ki tüm hastalıkları tamamen iyileştirememektedir. Bugün kullandığımız ilaçların birçoğu çeşitli alerjik reaksiyonlar ve yan etkilere sahiptir. Örneğin; başınız ağrıyor, ağrı kesici ya da benzer bir ilaç aldınız, baş ağrısı geçti. Fakat mide bulantısı yaşamaya başladınız. Kısaca bir hastalığı önlediniz ya da iyileştirdiniz, ama aynı zamanda başka bir hastalığa yol açtınız. Chitozan Geleneksel Çin Tıb Teorisine dayanarak hazırlanan bir ürün olduğu için ve %100 doğal hammaddelerden üretildiği için, yan etkisi bulunmamamktadır. En önemlisi Chitozan yalnızca belirli bir hastalığı iyileştirme konusunda değil, vücuttaki tüm biyolojik ve fizyolojik fonksiyonlar için de iyileştirici bir etki yaratmaktadır. KANSER HASTALIKLARINI İYİLEŞTİRMEDE YARDIMCI OLARAK KULLANILABİLİR.KOLESTEROL SEVİYESİNİ DÜŞÜRÜR.CHITOZAN VÜCUTTAKİ KOLESTEROLÜN EMİLİMİNE ENGELLEMESİ.YAĞ ASİMİLASYONUNU ENGELLEMESİ.KOLESTEROL DÖNÜŞÜMÜNE YARDIMCI OLMASI.ŞEKER HASTALIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ.YANIKLAR VE YARALAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ: KARACİĞER FONKSİYONLARINI İYİLEŞTİRMESİ.VÜCUTTAKİ ZARARLI MADDELERİ ABSORBE EDEREK DIŞARI ATAR.BEL VE SIRT AĞRILARINI GİDERİLMESİ.bu mucize ürün için yorumlarınızı beklyorum..

CHITOZAN abartısız bir kanser hücresi katilidir.

CHITOZAN NERELERDE KULLANILIR?

1- KANSER HASTALIKLARINI İYİLEŞTİRMEDE YARDIMCI OLARAK KULLANILABİLİR: Japon üniversitesinde bir profesör tarafından benzersiz bir deney gerçekleştirilmiştir. Kanser hücreleri alınıp, farelerin vücuduna yerleştirildikten sonra bu fareler cilt kanserine yakalanmışlardır. Bunun üzerine bilim adamları fareleri iki gruba ayırdılar. Birinci gruptaki fareler Chitozan ile tedavi edilirken, ikinci gruba hiç bir ilaç verilmedi. Deney sonucunda ilk gruptaki fareler tamamen iyileşirken, ikinci gruptakilerin hepsi öldü. Aynı deney tavşanlar üzerinde de yapıldı. Chitozan alan tavşanlardaki kanserli hücrelerin, normal hücrelere dönüşmesiyle bu tavşanlar hastalıktan kurtuldu. İnsanlar üzerinde yapılan araştırma ve deneylerde de Chitozxan olumlu sonuç vermiştir.Kanser tarafından etkilenmiş hücrelerdeki CHITOZAN etkisi şu şekilde oluşmaktadır:

1- Kanser hücrelerinin toksinlerini bastırarak onları ezer. Bilindiği gibi kansere yakalanan insanlar, hızlı bir şekilde kilo kaybetmeye başlarlar. Buna neden olan unsur, kanser hücrelerinin toksini serbes bırakmasıdır. Bu toksin, kan serumundaki Demir elementini azaltır ve anemi hastalığına yol açar. İştah kaybı başlar ve vücuttaki yağlar çözünmeye başlar. chitozan bağırsaklarda çözünerek, mono-moleküler mikro-grup şeklini alır. Sonra da kanser hücrelerine müdehale ederek, bu toksini ezer.

2- Kanser hücrelerin yok edebilen lenfli hücreleri canlandırır. İnsan vücudunda birçok lenf hücresi yer almaktadır. Örneğin; NL-LAK hücreleri. Onların benzersiz özelliği ise, nomal hücreleri kanserli hücrelerden ayırt edebilmemeleri ve kanser hücrelerini yok edebilmeleridir. Lenf hücrelerinin vücutta en etkili olduğu PH ortamı 7.4 tür. Ancak kanser hücrelerinin etrafında daha asitli bir ortam oluşmakta, bu da lenf hücrelerinin faaliyetini durdurmaktadır. Chitozan kullanımı, bu ortamın PH dengesini gerekli seviyeye getirerek, lenf hücrelerini, kanser hücrelerinin yok edilmesisne yardımcı olmak üzere faaliyete geçirir.

3- Chitozan kanser hücrelerinin vücuttaki dolaşımını engeller. Kanser hücreleri kan damaları içerisnde hareket ederler. Damarların duvarlarında son araştırmalarda bulunmuş olan 5T4 adı verilen bir molekül bulunmaktadır. Bu molekülün yardımı ile kanser hücreleri, tüm vücuda yayılmaktadır. Chitozan damar duvarlarını sık bir şekilde yapışarak kanser hücrelerini bu moleküllerle temasını engeller.

2- KOLESTEROL SEVİYESİNİ DÜŞÜRÜR: Kolesterol kelimesi genellikle insanlarda korku yaratmaktadır. Birçok insan enfarktüs miyokard, damar ve kalp hastalıklarının kolesterol tarafından tetiklendiğini düşünmekte ve kolesterolü bir zincir olarak nitelendirmektedir. Halbuki vücutta belirli bir miktarda kolesterol bulunması şarttır. Beyin, sinir hücrelerinin ve birçok dokunun oluşması, cinsellik hormnunun salgılanması için gereken bu madde aynı zamanda karaciğerdeki yağların çözünümü ve sindirim için gereken safra asidinin oluşması için de önemli bir maddedir. Fakat vücutta kolesterol miktarı artınca o damar duvarlarına çöekrek kan dolaşımını ayrıştırı ve skleroza yol açabilir.

a- CHITOZAN VÜCUTTAKİ KOLESTEROLÜN EMİLİMİNE ENGELLEMESİ: Gıda ile birlikte alınan kolesterol, enzimler ile gerçekleştirilen temastan sonra kolesterin eter'e dönüşerek bağırsak tarafından sindirlir. Kolesterolün enzimler tarafından sindirilmesi için etrafında belli bir miktarda safra asidi bulunması gerekmektedir. Chitozan ise safra asidi ile kaynaşarak onu vücuttan çıkartır. Yani kolesterolün etrafında safra asidi yokken enzimler, onu kolester'in Eter'e dönüştürememektedirler. Bu durumda kolesterol bağırsak tarafından sindirilememektedir.

b- YAĞ ASİMİLASYONUNU ENGELLEMESİ: Chitozan bir pozitif iyonik selüloz olduğundan, kolesterolün sindirimine engel olduğu gibi yağların asimilasyonuna da aynı şekilde engel olur. Yağlar, insan vücudunda yalnızca kolesterolde değil, aynı zamanda kanda ve proteinde de bulunmaktadır. Dolayısı ile kandaki yağ seviyesi düşerken, kolesterol seviyesi de düşmektedir.

c- KOLESTEROL DÖNÜŞÜMÜNE YARDIMCI OLMASI: Safra asidi, sindirim sisteminde yer alan en önemli sıvıdır. Kolesterolden oluşmaktadır. Safra kesesi belirli bir miktarda safra asidi içermektedir. Genelde safra asidini sindirim sürecindeki görevi tamamlandıktan sonra yeniden ince bağırsak tarafından emilerek, safra kesesine geri döner. Chitozan kolesterolün emilmememsi için safra asidi ile birleşerek vücuttan atılır. Safra asidi oluşması için vücudun HLD kolesterolüne ihtiyacı vardır. Kolesterol, karaciğerde HLD şeklini alır ve bu da kandaki LDL kolesterolün düşmesine neden olur.

3- TANSİYONU DÜŞÜRÜR: Yemeklerde kullandığımız Klor ve Sodyum içeren tuzun yüksek tansiyona neden olabileceği herkes tarafından bilinmektedir. Bu etkiyi yaratn Klor maddesidir. Sodyumun böyle bir olumsuz etkisi bulunmamaktadır. Klor ise vücutta bulunan ACE hareketsiz enzim ike reaksiyona girerek onu aktif hale getirir. Bu enzimin hareketlenmesi tansiyonu yükseltmektedir. Klor, negatif iyon grubuna ait bir elementtir. Chitozan pozitif iyonlu bir madde olduğu için Klor ile birleşerek dışkı ile beraber onu vücuttan atmaktadır. Bu durum tansiyonun yükselmesini önler.

4- ŞEKER HASTALIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ: Tokyo'daki Tarım akademisinde Chitozan'ın şeker hastalığına karşı etkisini kanıtlandığı bir deney gerçekleştirildi. Şeker hastalığı olan siyah sıçanlara Chitozan takviyeli yem verildi. İdrardaki şeker oranın azaldığı görüldü. Aynı deney insanlar üzerinde gerçekleştirildikten sonra, idrardaki şeker oranının düştüğü görüldü.

5- YANIKLAR VE YARALAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ: Chitozan ciltteki çeşitli hastalıkalrın hızlı bir şekilde giderilmesi etkisine sahiptir. Japonya'da bir hastanede bedeninde çok ağır yanık bulunan, derisinin %80'i olmayan bir erkek çocuğunun tedavisinde doktorlar Chitozan'dan yapılan suni deri kullanmışlardır. Birkaç ay sonra derinin kendini yenileyerek yanıkların hiç bir izi kalmadan yok olduğu gözlenmiştir. Böylesi mükemmel bir sonucun birkaç nedeni bulunmaktadır.

Chitozan'dan yapılan suni deri, insan vücudu tarafından kabul edilmekte, yanık bölgesine yerleşince gerçek deri ile çok kolay kaynaşmaktadır, çünkü bu suni deri insan derisine çok yakındır ve kaynaşması durumunda suni derinin çıkartılmasına hiç gerek kalmaz.

Chitozan, hücreleri canlandırarak, büyük miktarda kolojen doku üretmektedir. kolojen dokular ince bir deri oluşturarak izlerin yok olmasını sağlamaktadır.

Chitozan, yaradan akan kanı durdurur, yoğun kanamayı önler ve bunun yanı sıra yapılan araştırmalarda Chitozan'ın yaralanan bölgelerde ağrı kesici etkisi gözlenmektedir.

6- KARACİĞER FONKSİYONLARINI İYİLEŞTİRMESİ: Japon bilim adamlarının Chitozan'ın karaciğere etkisinin kanıtlayan araştırmaları mükemmel bir sonuç verdi. Bu araştırmada tavşanlara yüksek miktarda kolesterol içeren yem verildi. Belli bir süre sonra tavşanlarda kolesterol ve nötr yağların seviyesinin yükselmesiyle Hepatit ve Karaciğer iç yağı toplanması gözlendi. Hasta karaciğer bordoya kaçan kırmızı bir renge dönüştü. Ardından hasta tavşanlara Chitozan verilmeye başlandı. Belli bir süre sonra karaciğer kahverengi bir renk alarak tamamen iyileşti.

7- VÜCUTTAKİ ALKALİ ASİT SEVİYESİNİN DENGELEYEREK BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRMESİ: İnsan vücudunun çeşitli hastalıklardan koruması için alkali asidin vücudun çeşitli sıvılarında belli bir seviyede bulunması gerekmektedir. Kandaki PH dengesinin alkali seviyesi 7.4 civarında, diğer sıvıların ise 7.35 civarında bulunmaktadır. Kandaki bu seviye hemolobin tarafından regüle edilmektedir. Vücuttaki başka sıvılardan alkali ortamı yumuşatıcı bir etkiye sahip başka bir madde bulunmaktadır. Sıvılarda çeşitli hücrelerin birbiri ile reaksiyona geçmesi sırasında moleküllerin hareketlenmesiden CO2 (Karbondioksit) oluşmaktadır. Yavaş-Yavaş birikim gerçekleşirken, vücut sıvılarının oksitlenmesine yol açar. Burada bahsettiğimiz bu oksitlenme durumunda, lenfli hücrelerin bağışıklık fonksiyonu azalmaktadır. Dolayısıyla vücudun bağışıklık sistemi hastalıklara yenik düşmektedir. Chitozan, bağırsaktaki enzimler ve bakteriler tarafından çözünerek emilir ve vücuttaki sıvıların PH dengelerini 7.35'e yani normal seviyeye ulaştırır. Bağırsak sistemini düzenli bir şekilde çalıştırır.

8- VÜCUTTAKİ ZARARLI MADDELERİ ABSORBE EDEREK DIŞARI ATAR: Teknoloji ile bilimdeki gelişme ve başarılar insanlara şüphesiz büyük bir yarar sağlamaktadır; ancak bu yenilikler aynı zamanda çok büyük zararlara neden olmuşlardır. İlk sıralarda yer alanlar ise ağır metallerdir.

Ağır metaller insan vücudunu zehirleyerek, bugüne kadar görülmemiş hastalıklara yol açmıştır. Örneğin Kadmiyum (CD) zehirlenmesi kemiklerde çeşitli hastalıklara yol açmaktadır. Ya da civa zehirlenmesi yüzünden çeşitli ödem oluşumu gerçekleşmiştir. Butür hastalıkların tedavisi modern tıp tarafından henüz etkili bir şekilde yapılamamaktadır. Ancak bu ağır metallerin Chitozan tarafından vücutta absorbe edilerek dışarı atıldığı, modern tıp tarafından kabul edilmektedir. Bunu kanıtlamak için yaşanmış bir olay mrnek olarak gösterilebilir. 21 Haziran 1993 tarihinde Japon Gaztesi "ABSAHİ SİNBUN" ülkede gündeme gelen benzersiz bir olayı tüm Dünyaya duyurdu. O günlerde Rus Devlet Yönetimi bir opersayon yapmaya karar verdi: Daha önce meydana gelen bir kaza soncuu okyanus dibinde bulunan Nükleer bir denizaltının su yüzeyine çıkarılmacaktır. Rus uzmanlar Japonyadan büyük miktarda Chitozan satın alıp onu, jöle haline dönüştürdüler. Denizaltının duvarlarının arasındaki boşluğu bu jöle ile doldurarark olası radyasyon sızıntısını engellemeyi umuyorlardı. Sonuç beklentilerden daha ümit vericiydi. Chitozan radyasyon etkisini tamamen yok etmişti. Bu olay dünya çapında sansasyonal bir etki yarattı.

9- BEL VE SIRT AĞRILARINI GİDERİLMESİ: Çin Tıbbı bölgesel kan dolaşımına büyük bir önem vermektedir. Konjesyon ve sıvı zehirlenmesi gibi terimleri yürülüğe Çin tıbbı koymuştur. Konjesyon durumunda insan metabolizması yavaşlar, vücut ateşi düşer ve bitkinlik yaşanır. Sürekli olarak üşüme hissi oluşur. Kas hücrelerinin yeterince oksiyen almaması bel ve sırt ağrılarına neden olur. Chitozan kullanılarak kan damarları genişletirlir ve tam hacimli kan dolaşımı sağlanır.

 


« Önceki :: Sonraki »

Blogcu ile yapıldı

Google
Ziyaretçi Defteri